Sayfalar

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Linux Sistemlerde Shutdown -r ve Reboot Komutları Arasındaki Farklar

Merhaba ;


Bir Windowsçu olarak Linux türevlerini “gözünün yağını yediğim işletim sistemleri” olarak adlandırırım. Kişisel kullanımda Windows tercih ederken, sunucu ve benzeri ortamlar için Linux türevleri kullanırım.
Windows ile 1995’de tanışırken, Linux ile ilk olarak 2000 yılında tanışmıştım. Ufkumun açıldığı o yıllardan beridir de bir linux işletim sistemimi (türevi ne olursa olsun) yeniden başlatmam gerektiğinde komut satırına “reboot” yazarak ilerlerdim.
Evet, shutdown -r yazmaya üşendiğim, ezberim, uğraşmak istemediğim veya Linux’un yapısına olan güvenim ile sürekli kullanmama rağmen beni reboot sırasında yarı yolda bırakmayan tecrübelerim “reboot” komutunu seçmeme neden olmuştur. Halbuki yeniden başlatmak için farklı seçenekler de mevcuttu.
Bugün bir arkadaşımla benim sunucuya ufak bir ayar çekiyorduk. Yeniden başlatmam gerekti ve komut satırına “Reboot” yazarak gömdüm sistemi…
Arkadaşım Musab; “Hamza Shutdown -r yapsaydın ya?” (kendisi müthiş bir linux uzmanıdır) uyardı. Uyardı da dinleyen kim? Hacım ne olacak, yürüsün gitsin bugüne kadar sıkıntı çıkmadı…
İlk yeniden başlatma sırasında da sorun çıkmadı. Neyse biz ayar çekip diğer bir yandan reboot komutu atmaya devam ediyordum ki… Komut satırına yazdığım üçüncü “Reboot” sonrasında makinede büyük bir sorunla karşılaştım. Makine ayağa kalktı kalkmasına da Maria DB patlamıştı. Yalnızca içerideki databaselerim değil, MariaDB komple çöktü!
Lan! MariaDB gitmiş lan! Veritabanı ayağa kalkmıyor?
Neyse ellem ettik, kullem ettik, Mysql’i ayağa kaldırdık. Ancak bu sefer de WordPress databasemde sorun vardı ve içerideki yorumlar tablosu (wp_comments) zarar görmüştü. Uğraşıp düzeltmeye çalışırken geri dönülmez bir hale geldiğini fark edip, yedekten geri dönmek zorunda kaldım.

Reboot Komutunda Bugüne Kadar Şansım Yaver Gitmişti…

Reboot Komutu Nedir?

Reboot komutu sistemi yeniden başlatmak için kullanılır. İlk olarak sistemi kapatır, ardından da sistemi açar ve işletim sistemi ayağa kalkar. Linux’u yeniden başlatmak için herhangi bir seçenek olmadığı durumlarda, doğrudan yeniden başlatma komutu olan reboot’u çağırmanız yeterli olacaktır. Yalnız bu komut biraz riskli bir durum ortaya koyar. Sistem cevap vermediğinde servisler kilitlendiğinde veya işletim sisteminizde oluşan ve sistemin kilitlenmesine sebep olan servisler gibi durumlarda kullanılır. Bir nevi acil durum yeniden başlatma komutu olarak görebilirsiniz.
Windows üzerinde taskmgr komutunu çağırıp, çalışan tüm prosesleri sağ tıklayarak “işlemi durdur” yaptığınızı düşünün. Sonrasında ise CTRL ALT DELETE yaparak sistemi yeniden başlattığınızı….
Bu sebeple, genel olarak sudo komutu ile birlikte kullanılması gerekecektir. Eğer root yetkiniz yoksa, reboot komutunu çalıştırmak için “sudo reboot” olarak kullanmanız zorunludur. Çünkü reboot komutu arka planda çalışan prosesleri öldürür ve Init tarafında root yetkisi ister.

Shutdown Komutu Nedir?

Sistemi kapatmak veya yeniden başlatmak için (shutdown -r) komutu kullanılır. Güvenli bir yeniden başlatma yöntemidir. Çünkü Reboot komutunun aksine Shutdown -r ile sistemi yeniden başlatırsanız arka plandaki tüm servislere durdurma ve kendilerini kapatma emri gönderilir. Uygulamaların kendini kapatmasının ardından sistem kapatılır ve sonrasında yeniden açılır. Kısacası arka planda çalışan servisler öldürülmez, servisin kendini kapatması için emir gönderilir. Bu, bilgisayarın zarif bir şekilde kapatılmasını ve yeniden başlatılmasını sağlar. Grafik arayüz üzerinden yeniden başlat’ı tıklattığınızda olan budur.
Reboot ile Shutdown -r Arasındaki Farklar Nelerdir?
Reboot komutu ile shutdown -r arasındaki tek fark budur. Birisi güvensiz bir şekilde servisleri öldürerek sistemi yeniden başlatır, diğeri ise güvenli bir şekilde yani servislerin kendini kapatmasına fırsat vererek çalışır.
Reboot yazarak sistemi yeniden başlatmak çok kısa sürecektir. Çünkü yalnızca Init tarafından cevap bekler. Uygulamalarınızı umursamaz. Ancak Shutdown -r now komutunda çalışan tüm proseslerin kendini kapatması emredilerek beklemeye başlanır. Bu sebeple shutdown -r now komutu reboot’a göre biraz daha uzun bekleme süresine sahiptir.
Reboot komutunu da kullanmamız gereken durumlar vardır. Mesela bir servis arka planda kilitlenebilir ve Shutdown -r now yaptığınızda servis cevap vermediği için güvenli yeniden başlatma yöntemi işe yaramayabilir. Shutdown komutu o prosesin kilitlendiğine bakmaz ve prosesten cevap bekler. Doğal olarak bu gibi durumda reboot komutunu kullanırız.
Ancak reboot komutunun servisleri direkt olarak öldürdüğünü kritik servislere kadar her çalışan uygulamayı öldürmesi sırasında işleyen bir veri varsa veri kaybına yol açabileceğini unutmamanız gerekiyor.
Bugün başıma gelen de bu duruma sebep oldu. Sunucu üzerindeki Maria DB yüksek bir işlem gerçekleştiriyordu. Ben bundan habersiz olarak ve aklımın ucuna dahi getirmeden, reboot komutunu kullandım. Doğal olarak arka planda çalışan Maria DB ve WordPress database üzerindeki işlem kill edildi ve yarıda kalan işlemler yüzünden Maria DB çöktü. Reboot sonrası bir daha ayağa kalkmadı. Maria DB’yi bir şekilde yeniden yükledim ve düzelttim. Amma ve lakin o sırada 35 bin yorumu barındıran wp_comments tablosu da bozulmuştu. Onarmak ise işe yaramadı ve yedekten geri dönmek zorunda kaldım.
Bu yüzden bir saat vakit kaybettim ve sorunu çözmek, neden olduğunu anlamak için birkaç dakika afalladığımı da itiraf etmeliyim. Elbette ki ilk şoktan sonra kafama dank etti.
Ancak 19 senedir kullandığım reboot komutu ilk defa bana veri kaybı yaşatmıştı.
Yahu yum update yapıp, kernel güncellemesi aldığımda dahi reboot yazıp enter yapıyordum. Bugüne kadar veri kaybı ile karşılaşmadım!
Evet, karşılaşmama ihtimalimiz var ancak düşük, sistemi çökertme, devre dışı bırakma, veri kaybına uğratma gibi birçok sorunun arkasında yatan işlem sırasında processi yarıda kesip öldürmektir.
Sonuca baktığımızda iki komut da sistemi yeniden başlatmaya yarıyor. Temel mantık olarak aralarında hiçbir fark yok da denilebilir. Aynı işi yapıyorlar.
Tüm çalışan işlemleri sonlandırmak, tüm dosya sistemlerini kaldırmak ve sonunda çekirdeğe ACPI güç komutu vermesini bildirmek için kullanılan kapatma komutlarını ayıran nokta, prosesleri öldürerek kapatmak veya güvenle servisleri durdurup, yeniden sistemi başlatmak.
Eski dağıtımlar yeniden başlatma komutu verdiğinizde işlemlerden çıkmak için süreçleri zorluyordu. SIGKILL sinyali ve dost init init 1 -> shutdown -r gibi kullanılmaktaydı. Bu dalemonların kapanmadan önce kendilerini temizlemelerini sağlardı.
Günümüzde, her iki komut da aynı şekilde hareket ettiği için pek bir fark yoktur. Bu iki komutu yazıp giriş yaptığınız zaman kapatma komut dosyalarını çağırarak hizmetleri / günlükleri başlatmak için kullanılan init komut dosyalarına öncelik gösterilerek işlem yapılır.
Eskiden böyle değildi. Eski sistemlerde reboot komutunu attığınız zaman direkt olarak anakarta gücü kes emri giderdi. Sonuçları da genellikle ağır olurdu. Ancak yeni nesil işletim sistemlerinde servisleri öldürse de reboot komutunun dahi INIT süreçlerinden cevap beklendiğini unutmamak gerekiyor.

Dilerseniz Reboot -f -r Now Komutuyla İntihar da Edebilirsiniz :)

Neden reboot -f kullanırsak intihar etmiş oluruz, güvenli olmadığına dair man sayfalarından yapılan küçük bir açıklamadan bahsetmek istiyorum.
-f, –force: Hemen durmaya zorla, kapat, yeniden başlat. Init sistemiyle temas kurmayın.
Yani bu komutta arka planda çalışan servisleri geçtim, sistemin INIT işlevleri ile dahi ilişki kurmaz. Direk olarak anakarta gücü kapat emri gönderilir. Doğal olarak sistemi çökertmeye kadar yolu var diyebiliriz.

Güvenli Yeniden Başlatma!

Sisteminizi güvenle yeniden başlatmak istiyorsanız aşağıdaki komutu kullanmanız en mantıklı yol olacaktır.
shutdown -r now
Now değeri yeniden başlatmayı zamanlamayı sağlar. Eğer Now yerine 22:00 yazarsanız sistem 22:00’da kendini kapatacaktır.
Geleneksel birliklerde reboot ve shutdown -r now çok farklı komutlar vardır. Tipik kullanım altında reboot, sadece tek kullanıcı modunda kullanmak güvenlidir. Eğer çoklu kullanıcı olan bir sistemde reboot kullanıyorsanız karşı tarafın proseslerini öldüreceğinizi de unutmayın.
Gerçi Linux türevleri çok gelişti. Yeni nesil sistemlerde Reboot komutunu dahi güvene almaya başladılar. Artık bazı sistemlerde eskisi gibi…
Kill -9 -1…
rm -rf ./
Komutunu atamıyorsunuz, sizi hemen uyarıyor. Eskiden uyarı mı vardı? Çat diye tüm diski uçurur arkasına bile bakmazdı :)
Okuduğum kadarı ile reboot komutunda da bazı güncellemeler yapılıyormuş. Yakında reboot yazıp entere bastığımızda kullandığımız sistem… Dur arkadaş arkada izin bekleniyor! şeklinde uyarı yaparsa hiç şaşırmayacağım.


27 Ağustos 2019 Salı

Trade Sense İş Zekâsı Uygulaması Dış Ticarette Rekabet Avantajı

Merhaba; 

Trade Sense iş zekâsı uygulaması, belirlenmiş parametrelerde dış ticaret verilerinin ve kıyaslamalı analizlerin her an, her yerden, her cihazdan takip edilebilmesini sağlıyor.
Yazılım uygulamalarıyla şirketlerin tüm süreçlerini ve yönetsel faaliyetlerini uluslararası standartlara taşımasını, yönetimlerin etkinlik ve verimliliğinin artmasını sağlayan Corporate Sense, daha doğru hedef belirleme, rekabet analizi yapma fırsatı sunan yeni ürünü Trade Sense’i tanıttı.
Ürün tasarımı, şirketlerin spesifik ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak uyarlanabilen iş zekası uygulaması Trade Sense, belirlenmiş parametrelerde dış ticaret verilerinin ve kıyaslamalı analizlerin her an, her yerden, her cihazdan takip edilebilmesini sağlıyor.
Corporate Sense Kurucu Ortağı ve CEO’su Mert Demirci, kendi bünyelerinde geliştirdikleri Microsoft Dynamics 365 CRM tabanlı yazılım uygulamalarıyla, şirketlere iş zekâsı ve dijital dönüşüm ürünleri sunduklarını belirtti ve “Bizim işimiz, şirketlerin yönetmesi gereken tüm süreçler hakkında düşünmek, profesyonel deneyimlerimizi ve dijital yetkinliklerimizi kullanarak çözüm üretmektir” dedi.

Stratejik veriler en güncel haliyle cebe geliyor

Corporate Sense’in yeni ürünü Trade Sense, şirketlerin hedef ve rakip pazarlarını belirleyip; bu pazarlarda göreceli rekabet durumunu analiz edebilmeleri için geliştirilmiş ve şirketlerin spesifik ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak dizayn edilebilen bir iş zekâsı uygulaması olma özelliği taşıyor.
Trade Sense’in farklı sektörlerde tüm dış ticaret verilerini en güncel haliyle sunduğunu ifade eden Mert Demirci, “Dış ticarette rekabet avantajı, sektöre her zaman hâkim olmayı gerektirir. Bu da kolay ulaşılabilen, kolay kullanılabilen güncel veri gerektirir. Trade Sense ile; şirketin, kendi ihtiyaç, öncelik ve beklentilerine göre belirlenmiş parametreler doğrultusunda, en güncel dış ticaret verilerini ve kıyaslamalı analizleri görmek mümkün. Kullanıcılar bu bilgilere bilgisayar, tablet ya da akıllı telefonlarıyla, kullanıcı dostu bir ara birim üzerinden ulaşabiliyorlar. Stratejik bilgi, en güncel haliyle cebinize geliyor ve size daha doğru hedef belirleme, rekabet analizi yapma fırsatı kazandırıyor” şeklinde konuştu.

Zaman maliyetini sıfırla butonu

Trade Sense yazılımının geliştirildiği Google Chrome eklentisi, International Trade Centre veri tabanında bulunan ve şirketin ihtiyaç duyacağı tüm dış ticaret verilerinin, tek bir tuş ile CRM sisteminize alınabilmesine olanak sağlıyor. İhtiyaç duyulan rapor formatları, saatlerce büyük veri ile uğraşmak zorunda kalmadan belirleniyor ve bu raporlara tek tuşla erişilebiliyor. Bu sayede rapor hazırlarken harcanan zaman maliyeti sıfırlanıyor, kullanıcılar zamanlarını sonuçları analiz etmeye ayırabiliyor.
Trade Sense’in sektörle ilgili tüm verilere anlık ulaşım sağladığını vurgulayan Corporate Sense Kurucu Ortağı ve CEO’su Mert Demirci, “Bu şekilde sektörünüzün bilirkişisi olursunuz” dedi. Mert Demirci, Trade Sense’in sunduğu diğer avantajları, şu sözlerle ifade etti: “Hedef pazarlarınızı çok daha doğru belirlersiniz. Bunun yanı sıra, rakip pazarlarınızı bilir ve rekabet analizleri yapabilir hale gelirsiniz. Tedarik ettiğiniz ürünleri rakip pazarlarınızın ne kadara mal ettiğini öğrenir rekabet avantajı yaratıp yaratmadığınızı görürsünüz. Pazardaki değişimleri yakından takip eder erken önlem alır veya fırsatları erken görebilir hale gelirsiniz. Kısacası, çok daha hızlı karar alır bir hale gelir şirketinize dinamizm katarsınız.”

Kıyaslama yapmak mümkün

Web tabanlı tüm ERP, CRM sistemleri ile entegre edilebilme özelliğine sahip Trade Sense, aynı zamanda Corporate Sense ürünü olan Sales Sense ve Supply Sense uygulamalarıyla da entegre edilebiliyor ve bu sayede satış ya da satın alma tarafındaki kontratlarla eşleştirilebilir ve izlenebilir hale getirilebiliyor. Böylece şirketin satın alma ve satış fiyatlarını, dış ticaret verileri ile kıyaslamak mümkün oluyor.
Trade Sense iki uygulama ürününden oluşuyor. Şirketler, mobil uygulamaları da bulunan bu iki ürünle, işlemlerini anlık olarak gerçekleştirebilecekleri sisteme ve iş zekası raporlarına erişebileceğiniz ayrı bir uygulamaya sahip oluyor. Şirketin ihtiyacına göre tasarlanan Trade Sense, 2 hafta içerisinde kullanıma hazır hale getiriliyor.
Corporate Sense, Trade Sense’e kiralama modeli ile de sahip olma fırsatı sunuyor. Lisans, bakım ve veri güncelleme hizmetlerini kapsayan kiralama modeliyleTrade Sense’e mobil cihazlar, masaüstü ve dizüstü bilgisayardan erişim sağlanıyor.


Kişisel Verileri Koruma Yasaları Ağırlaşıyor

Merhaba ;

Üç yılı aşkın süredir yürürlükte olan Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK), yapılan son güncellemelerle çok daha caydırıcı hale geliyor. Teleperformance Türkiye DPO’su ve Bilgi Güvenliği Direktörü Ercüment Arı, yöneticileri genişleyen yasalar karşısında her zamankinden daha dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

Ülkemizde üç yıldan fazla süredir yürürlükte olan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), gelişen teknolojiye paralel olarak etki alanını genişletiyor. Avrupa’da kullanımı 1995’li yıllara dayanan ‘Veri Koruma Direktifi’ yaklaşımı baz alınan KVKK, çağın ihtiyaçlarına uygun hale gelebilmek adına rotasını Avrupa Birliği’nde 2018 yılında hayata geçen Veri Koruma Tüzüğü’ne (GDPR) doğru yaklaştırıyor. KVKK uyumluluğunun uzun bir maraton olduğunu vurgulayan Teleperformance Türkiye DPO’su ve Bilgi Güvenliği Direktörü Ercüment Arı, şirketlerin kullanıcı kişisel verilerini işleme konusunda çok daha titiz davranması gerektiğini hatırlatıyor.

Yasaları takipsizliğin cezası milyonlarla ölçülüyor

Türkiye’nin kullanıcı verilerini koruma konusunda diğer Avrupa ülkeleriyle uyumlu hale gelebilmesi, gerekli durumlarda ülkeler arasında yapılacak veri alışverişi süreçlerinin sekteye uğramaması ve tüketicilerin dijital varlıklarını güvence altında kullanabilmesi için düzenleyici kurul, yasa ihlallerini ağır şekilde cezalandırıyor. Ercüment Arı, bu cezalardan teknoloji devlerinin bile kurtulamadığını belirtirken, geçtiğimiz aylarda kullanıcı fotoğraflarına izinsiz erişime olanak sağlayan bir açıklığı engelleyemeyen Facebook’un, KVKK tarafından 1 milyon 650 bin TL’lik cezaya çarptırıldığı örneğini veriyor.

Kendi verilerini kontrol edebilme ve şeffaflık beklentisi yasalaştı

İnternet sitelerine, oyunlara ve mobil uygulamalara telefon numaralarını, konum bilgilerini, isim ve soy isimlerini, alışkanlıklarını kısacası sayısız kişisel bilgilerini veren kullanıcılar, artık verilerinin ne amaçla kullanıldığını, nasıl saklandığını, başkalarıyla paylaşılıp paylaşılmadığını, hangi tedbirlerle korunduğunu ve olası bir ihlalden nasıl etkileneceklerini bilmek istiyor. Bu bağlamda kişisel verileri koruma kanunları, dünyanın neresinde olursa olsun, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini, mahremiyeti ve kendi verilerini kontrol edebilme kabiliyetlerini gözeten kaldıraçlar olarak yer alıyor.
Ercüment Arı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun, belirli kriterlerde kayıt zorunluluğu getirdiği VERBIS (Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi) ile organizasyonları adeta kamuya açık bir vitrine çıkarttığını belirtiyor. Arı’nın verdiği bilgiye göre, kanun koyucu otoriteye ait halka açık bu vitrinde, organizasyonların emanet aldıkları birey verilerinin, ne türde olduklarını, ne kadar zaman muhafaza ettiklerini, kimler ile paylaşıldığını, işleme amaçlarını ve ne gibi güvenlik tedbirleri korunduğunu gibi bilgilerde şeffaflık sağlatarak, bireylere ve ilgili taraflara, kendi verilerini kontrol etme kabiliyeti sağlanıyor. VERBIS sistemine kayıt zorunluluğu bulunurken, bu şarta uyulmaması durumunda 1.000.000 TL’ye varan para cezası gündeme gelebiliyor.

Veri ihlaline uğrayan şirketin bildirimi için yalnızca 72 saati var

Sebebi ne olursa olsun, kullanıcı verileri bir şekilde ihlale uğrayan veri sorumlusu şirketin, durumu en geç 72 saat içerisinde KVKK’yı, akabinde etkisinin yüksek olduğu durumlarda veri ihlalinden etkilenen veri sahiplerini de bilgilendirmesi gerekiyor. Cezası 1.000.000 TL’ye varan bu düzenleme, güvenliğin firmalar için ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle son zamanlarda yoğun şekilde, KVKK’nın resmi sayfasında ihlal bildirimleri ve Kurulun aldığı yaptırım kararlarının halka açık şekilde duyurulması, kamuoyuve basının dikkatini çekiyor. Buradan hareketle şirketlerin veri ihlallerine karşı her zamankinden daha dikkatli olması, eğitimler düzenlemesi, standartlar çerçevesinde çalışması ve güvenlikte tecrübeli profesyonellerle birlikte yol alması gerekiyor.

Çağrı merkezleri de risk altında!

Çağrı merkezlerinin verilerle en çok işlem yapan sektörlerden birisi olduğunu, bu sebeple tüm iletişim süreçlerinde verinin en iyi şekilde korunması gerektiğini dile getiren Teleperformance Türkiye DPO’su ve Bilgi Güvenliği Direktörü Ercüment Arı, “Teleperformance olarak Global Veri Koruma Ofisi ile birlikte GDPR ve KVKK süreçlerini günlük hayatımızda çok yoğun olarak deneyimliyoruz. GPDR standartlarında ve BCR onayı almış ender veri koruması standartları, denetimleri ve süreçleri olan firmalardan birisiyiz” dedi.
Teleperformance, Türkiye’de 2016 yılında ilk ‘Veri Koruma Sorumlusu’ pozisyonu ve ‘Veri Koruma Ofisi’ni açan kurumlardan biri olmasıyla dikkat çekiyor. Yerelde KVKK’nin, globalde ise GPDR’ın iyi pratiklerini baz alan şirket, personellerini işe başlatmadan önce zorunlu eğitimlerden geçiriyor. İstanbul, Uşak, Balıkesir, Antalya, Trabzon’da yapılan sınıf eğitimleri, online eğitimlerle destekleniyor. Teleperformance’da müşteri verileri; kanuna uyum çerçevesinde karşılıklı mutabakata varılan sözleşmeler, ek protokoller, çalışma talimatları gibi idari ve global standartlar ve güvenlik araçlarını barındıran teknik tedbirler, esas alınarak korunmaya dikkat ediliyor. Ayrıca müşteriler, talepleri doğrultusunda ve gerektiğinde konusunda uluslararası sertifikaları bulunan profesyonel çalışanlar tarafındanen güncel KVKK gereksinimleri hakkında kapsamlı olarak bilgilendiriliyor.

26 Ağustos 2019 Pazartesi

Türkiye’deki Ormanları Yapay Zeka Koruyacak

Merhaba ;

Yapay zeka, makine öğrenimi ve derin öğrenmeye dayalı görüntü işleme çözümleri sunan Türk Ar-Ge şirketi Ayvos, geliştirdiği yapay zekaya dayalı yazılımlarla ormanlarımızın güvenliğini sağlıyor. Yenilikçi şirket, Orman Genel Müdürlüğü’yle imza attığı proje kapsamında fotokapanlar üzerinden elde ettiği verilerle izinsiz kesim, kütük kaçakçılığı, kaçak hayvan otlatma gibi olaylara karşı ormanlarımızı koruyor.
Geliştirdiği bu teknolojiyle orman ekosisteminin güvenliğini sağlamayı da hedefleyen Ayvos, ayrıca fenolojik gözlem için geliştirdiği diğer Ar-Ge çözümüyle de dikkat çekiyor. Yüksek bir direk üzerinde konumlandırılan video kameradan elde edilen verilerle ağaçların gelişim süreçlerindeki değişimleri takip eden şirket, küresel ısınma gibi faktörlerin bitkiler ve ağaçlar üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkileri de önlemeyi amaçlıyor.

Ayvos Kurucu ve CEO’su Eray Hangül, 2018 yılında 5.644 hektarlık orman alanının zarar gördüğünün altına çizerek geliştirdikleri yazılımlar aracılığıyla bu sayıyı en aza indirgemek istediklerini belirtiyor. Dijitalleşen dünyada, internet teknolojileri ve nesnelerin interneti gibi kavramlar video kameraların olduğundan daha da verimli kullanılmasını sağlıyor. Yapay zeka sistemleri sayesinde artık kameralardan elde edilen verilerin işlenerek anlamlı bilgiye dönüştürülüp kullanılması güvenlik önlemleri açısından büyük avantaj sağlıyor. Bu kapsamda kameralara entegre ettiği yapay zeka destekli yazılımlarla bir çok alanda faaliyet gösteren Türk yazılım şirketi Ayvos, güvenlikten pazarlamaya kadar görüntü işleme odaklı çözümler sunuyor.
Şirket, Orman Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirdiği son projeyle orman alanlarına yerleştirilen fotokapanlar aracılığıyla elde edilen bilgileri kullanarak ormanların güvenliğini sağlayacak. Güvenlik projesine ek olarak fenolojik gözlem için geliştirdiği diğer Ar-Ge çözümüyle de dikkat çeken Ayvos, bu teknolojisiyle de ağaçların tomurcuklanma dönemlerinde elde ettiği verilerle ağaçların gelişim süreçlerindeki değişimleri takip ederek, küresel ısınma gibi faktörlerin bitki ve ağaçlar üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkileri de önlemeyi amaçlıyor.

Ağaç kesimleri, kütük kaçakçılığı ve kaçak hayvan otlatma engellenecek

Ormanların güvenliğinin insan gücü ile sağlanmasının zorluğuna dikkat çeken ve orman arazilerinin genişliği nedeniyle her nokta da güvenliğin tam anlamıyla sağlanmasının güçlüğünü belirten Ayvos Kurucu ve CEO’su Eray Hangül, “Her yıl binlerce hektarlık orman arazisi izinsiz ağaç kesimi ve kütük kaçakçılığı nedeniyle zarar görüyor. Bunun yanı sıra büyük ve küçük baş hayvanların genç ormanlarda otlatılması orman ekosistemini sağlığını bozuyor. Ormanlardaki yasadışı faaliyetlerin ve bilinçsiz otlatmanın önüne geçmek için sadece güvenlik görevlilerden faydalanmak yeterli olmuyor. Bu noktada Orman Genel Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz proje kapsamında ormanlarda yasadışı faaliyetlerin yoğun olarak gerçekleştiği ve gençleştirilen ya da uzak aralıklarla ağaçlandırılan bölgelerde kritik noktalara yerleştirilen harekete duyarlı fotokapanlar ve onlara entegre ettiğimiz yazılımımız aracılığıyla ormanlarımızın güvenliğini arttırıyoruz.
Fotokapanlardan merkeze iletilen görüntüleri IoT platform tabanlı ve yapay zeka destekli yazılımımızla işleyerek tehlike arz eden durumlarda e-posta yoluyla ilgili birimlere gerekli bilgilendirmeleri yapıyoruz. Yazılımımız sayesinde insan, hayvan ve araç gibi unsurları ayırt edebilen sistem istenilen nesneye göre platform üzerinde dinamik olarak tanımlanmış kullanıcılara otomatik bildirim veriyor.” dedi.

Ormanlardaki tek sorun güvenlik değil

Ormanlarda yasadışı faaliyetlerin yanı sıra iklim değişikliklerinin de ağaçlara büyük zarar verdiğinin altını çizen Hangül, sıcaklık değişimlerinin bitki ekosistemine etkisini saptayabilmek için ağaçların tomurcuklanma dönemlerinde sahaya giderek gözlemler yapıldığını ancak gerek saha şartları gerekse gözlem sıklığının azlığı nedeniyle bunun zor ve yeterli olmayan bir süreç olduğunu belirtiyor.
Yazılımlarının entegre edildiği kameraların fenolojik gözlem direklerine yerleştirilerek bu durumu kolaylaştırıp istenilen her an gözlem yapılmasına olanak sağladıklarını ifade eden Eray Hangül sözlerine şöyle devam ediyor: “Orman arazilerine yerleştirilen fenolojik gözlem direklerinde yer alan ve yazılımımızın entegre edildiği kameralar ile ağaçlardaki tomurcuklanma, çiçek açma, olgunlaşma, sararıp dökülme gibi olayların meydana geliş zamanları hakkında anlık bilgi toplayabiliyoruz. Yerleştirilen kameraların uzaktan kumandası sağlanarak kullanıcılar seçtiği bölgeyi web arayüzümüzden canlı olarak izleyebiliyor. Elektrik imkanı olmayan yerlerde solar paneller kullanarak otomasyon sistemimizi çalıştırıyoruz. Enerji tüketimini verimli yönetmek adına sistemi en düşük güç tüketimi ile ayakta hazır bekleyecek biçimde ayarlayarak tek bir şarj ile uzun günler boyunca kullanımını mümkün kılıyoruz.
Yazılım arayüzü aracılığıyla kameraların konumunun ayarlanması veya odaklanıp yakınlaştırılması gibi fonksiyonlar kullanılabiliyor. Kullanıcı istediği durumda istediği bölgenin 8K çözünürlüklü fotoğrafını çekip arşivleyerek bitkinin yetişme sürecindeki değişimini etkin bir şekilde analiz edebiliyor. Marka ya da model ayırt etmeksizin kameralardan bağımsız çalışabilen yazılımımız ile sistemi kendi kabiliyetlerimizle yöneterek büyük avantaj sağlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Akıllı Telefonunuzu Bir Üst Seviyeye Taşıyın


Merhaba ;


Daha önce HUAWEI P30 ve P30 Pro amiral gemisi akıllı telefonlarında mevcut olan en son EMUI 9.1 yazılımı piyasadaki diğer Huawei modellerinde de kullanılabilecek.
Yakın gelecekte güncelleme almaya başlayacak olan Huawei telefonlar ise HUAWEI P20 (Ağustos-Ekim arası), HUAWEI P20 Pro (Temmuz-Eylül arası), Mate10 Pro (Ağustos-Ekim arası), Mate 9 (Ağustos-Ekim arası),P smart 2019 (Ağustos-Ekim arası), MATE 20 PRO (Temmuz-Eylül arası), P10 (Ağustos-Ekim arası), P10 Plus (Ağustos-Ekim arası), Mate 20 lite (Temmuz-Eylül arası) modelleriden oluşuyor.
EMUI 9.1 ile gelen yeni özellikler arasında EROFS geliştirilmiş dosya sıkıştırma (1000 fotoğrafa kadar bellek kazanımı) ve yüzde 20 daha hızlı rasgele dosya okuma performansı sunan yeni süper dosya sistemini sunuyor. OneHop dosya aktarım sistemi ile destekleyen Huawei telefon ve bilgisayarlar arasında hızlı, kolay ve güvenli dosya aktarımı sağlıyor. Yeni tek el kolay navigasyon ile bir eliniz artık boşta kalacak ve menüler arasında yorulmadan çok kolay gezebileceksiniz. EMUI 9.1 ayrıca GPU Turbo 3.0 versiyonu ile birçok oyunu destekliyor ve GPU Turbo 2.0 ile kıyaslandığında yüzde 10’a kadar daha az enerji kullanıyor. Başarımı daha da arttırmanın yanında güç tüketimini azaltan yeni versiyon daha stabil oyun performansı ve daha yüksek kare hızı sunuyor. Yeni “Gelen arama video gösterisi” ile monoton zil sesleri ve arayüzler tarihe karışıyor. Kullanıcılar farklı kontaktları için kendilerinin yaptığı veya üçüncü parti videoları gelen arama ekranında gösterebiliyorlar.
Güncellemeden önce kullanıcıların şunlara dikkat etmeleri gerekiyor:
  • Bazı üçüncü parti uygulamalar Android 9.0 versiyonu ile uyumlu olmayabilir ve güncellemeden sonra beklendiği gibi çalışmayabilir. Özellikle çökme, donma ve aşırı enerji harcama gibi durumlar oluşabilir. Bu sorunlardan etkilenmemek için tüm uygulamaların güncel olduğu Google Play uygulama mağazası üzerinden kontrol edilmeli.
  • Akıllı telefon root’lanmamış olmalı.
  • Telefonun 6 GB üzerinde boş depolama alanına sahip olduğu kontrol edilmeli. Aksi halde güncelleme başarısız olabilir. Telefondaki depolama bilgileri Ayarlar > Depolama yolu ile kontrol edilebilir.
  • Telefonun ana versiyon numarasında (orijinal yazılım) olduğu kontrol edilmeli. Telefonun EMUI versiyonunu kontrol etmek için Ayarlar > Sistem > Yazılım Güncellemesi > Güncellemeleri Kontrol Et yolu kullanılabilir.
  • Güncelleme dosyaları kademeli olarak dağıtılmaktadır ve bir modelin tamamen güncellenmesi ortalama bir ay sürebilir.

Yeni EROFS dosya sistemi

EMUI 9.1’de Huawei, dosya sisteminde bir kez daha yenilikler yaparak, sistem bölümünde EROFS’yi ilk kullanan (bilgisayarın C diskine eşdeğer) üretici oldu. Bu yenilik, cep telefonu performansında aşağıdaki gelişmeleri getiriyor: Rastgele okuma performansı ortalama yüzde 20, maksimum rastgele okuma performansı yüzde 300 daha yüksek. Uygulama başlatma, ağır yük senaryolarında yüzde 10’dan fazla daha hızlıdır. Sistem ROM’u 2 GB daha az yer kapladığı için depolama yer tasarrufu sağlar. Bellek yetersiz olduğunda, tekrarlanan verilerin okunması ve sıkıştırmadan kaynaklanan donma problemi yoktur.
EROFS salt okunur olarak tasarlanmıştır. Sistem bölümünü üçüncü taraf uygulamalar yeniden yazamaz, bu yüzden daha güvenlidir.

GPU Turbo 3.0 oyun deneyimini geliştiriyor

P30 serisi, oyun deneyimini derinlemesine optimize eden ve çoğu oyuncunun gereksinimlerini karşılayan 25 popüler oyunu destekleyen GPU Turbo 3.0’ı uygulayan ilk seri oldu. Getirdiği performans ve pil süresi avantajlarına ek olarak, AI görüntü zamanlaması görüntüdeki tırtıklı kenarları yumuşatır, karanlık ortamlardaki netliği artırır, görüntü ayrıntılarını zenginleştirir ve oyuncular için görsel deneyimi geliştirir.
GPU Turbo 3.0 destekli oyunlar; Fortnite, Crazy Taxi, Real Racing 3, Knives Out, Battle Bay, Into the Dead 2, NBA 2K19, Dragon Nest M, Duel Links, FIFA Mobile, PES2019, DRAGON BALL LEGENDS, Subway Surfers, Free Fire, Plants vs. Zombie Heroes, Minecraft, Helix, Brawl Stars, and Speed Drifters. Hali hazırda GPU Turbo 2.0 destekli oyunlar ise; PUBG Mobile, Mobile Legends: Bang Bang, Arena of Valor, NBA 2K18, Vainglory, and Rules of Survival.

OneHop ile daha hızlı dosya aktarımı

OneHop işlevi, Huawei akıllı telefonunuz ve Huawei dizüstü bilgisayar arasında hızlı ve kablosuz dosya aktarımı sağlar, kopya panosu içeriğini cihazlar arasında hızlıca kopyalayıp yapıştırır ve akıllı telefon ekran kaydını saklar.

Tek El Kolay Navigasyon

Tek El Kolay Navigasyon özelliği ile artık iki elinizi kullanmak zorunda değilsiniz. Ekran altındaki gezinti tuşlarını saklayabilir, tam ekranın keyfini sürebilirsiniz. Ayrıca sadece bir eliniz ile menü gezintisi çok kolay. Sadece bir hareket ile internet sayfası ve telefon menüsünde ileri-geri gidebilir, açık uygulamaları görebilir, görünen ekran boyutunu küçülterek tek elle kullanımı daha da pratik hale getirebilirsiniz.

Görüş ve optik teknolojileri sınır tanımıyor


Merhaba ;




Yüzyıllar önce insanların camın belirli formlarının cisimleri büyüttüğünü farketmesi ile ortaya çıkan ve hayatı büyük ölçüde kolaylaştıran optik sektörü, teknolojiye paralel olarak gelişimiyle şaşırtmaya devam
ediyor. İtalyan fizikçi Armati’nin 1280 yılında icat ettiği bir çift dışbükey mercekten bu yana optik sektöründe nelerin değiştiğini açıklayan global optik markası HOYA’nın Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Hakan Kayra, ‘daha iyi görme’ yollarını ararken artık kişiselleştirilen camların gündemlerinde olduğunu belirtiyor.
1 yüzyıldan bu yana işlenen camların mercek olarak kullanılıp görme problemlerine çözüm oluşturması optik sektörünün temelini oluşturmaktadır. Tarihteki ilk gözlüklerin mercekleri sadece yakını görme
problemi olanların işine yaramaktaydı. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav merceklerin üretilmesi zor olduğu için 15. yüzyıla kadar uzamıştı. Önceden bilginler tarafından sapsız olarak büyüteç gibi kullanılan optik camlar, 17. yüzyıldan sonra tam anlamıyla hayatımıza girmiştir. İlk optik dükkanı Philadelphia’da 1783’te açıldığında ise, henüz optisyenlik mesleği olmadığından müşterilerin sepetin içerisindeki gözlükleri deneyip göz numaralarına en uygun olanı aldıkları
bilinmektedir.


Görüş mesafelerinin değişimine bağlı olarak optik çözümler değişti
Günlük hayatımıza bilgisayar, akıllı telefon, tablet, navigasyon gibi cihazların girmesi, eskiye göre çok daha farklı görme mesafeleri oluşturmuştur. Önceden sadece yakın ve uzak olarak adlandırabildiğimiz
mesafelere akıllı telefonlarla çok yakın bir alternatif eklenmiş, bilgisayarlarla ise yakınla uzak arası bir mesafe oluşmuştur. Gün içerisinde ani olarak bu mesafelerden bir veya birkaçına odaklanmak, eskiye
göre bambaşka bir optik çözüm gerektirme ve dolayısıyla sektörü de buna doğru itmektedir. Hoya Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Hakan Kayra, teknolojinin gelişimine bağlı olarak ortaya çıkan yeni görüş mesafelerinin progressive camları hızla tercih edilir konuma getirdiğinin altını çiziyor. Kayra, ‘Uzak, orta, yakın alanlar arasında geçişlerde hız ve görüş rahatlığı sağlayan son teknoloji progressive camlar tercih edilmeye başlandı. Bunun yanı sıra dijital göz yorgunluğunu azaltmak için Hoya’nın tasarladığı
Sync III ürünü, dijitalleşen dünyada gözde oluşabilecek rahatsızlıkları en aza indiriyor. ‘ diyor.


Kişiselleştirilebilen optik çözümlerle gün geçtikçe ‘daha iyi görüyoruz’
Optik sektöründe beklentinin ‘daha iyi görmek’ olması sebebiyle yeni teknolojilerle kendini sürekli yenileyen bir sürecin içinde olduklarını anlatan Hakan Kayra, artık görme problemlerine çözüm oluşturmanın yanı sıra kişileştirebilme; kişinin yaşam tarzına, kafa ve yüz yapısına, tercih ettiği çerçeve modeline ve taleplerine tam olarak uyum sağlayabilmenin konuşulduğunun altını çiziyor. Kayra, ‘Farklı reçete değerlerinin yanında optik camı farklılaştıran birçok farklı parametre var. ‘Kişi daha çok hangi ortamlarda bulunuyor? Nasıl bir yüz yapısı var? Hangi sporları yapıyor? Araç kullanıyor mu?’ gibi sorular önemsiz gibi görünse de tasarlanacak olan camın işlevselliğini büyük ölçüde etkiliyor. Cam üretiminde en yüksek kaliteyi kolaylıkla elde edebilmek için Hoya iLog web tabanlı sipariş sistemini kullanmaya başladık. Hoya iLog sahip olduğu sistem sayesinde kişiye özel üretimin en üst seviyede yapılabilmesi için reçete değerlerinin yanı sıra yüz tanımlaması, hayat tarzı, aktivite sıklığı ve rutini gibi soruların cevaplarını alarak öneri ve yönlendirmeler yapıyor. Hoya iLog, en geniş ve rahat görüş sağlayan, uzak-orta ve yakın alanlar arasında hızlı geçiş ve adaptasyon kolaylığı sunan camlar üretilmesine olanak veriyor. Kişinin ihtiyaçlarına uygun en doğru camın üretilebilmesi için son teknoloji ile donatılmış yazılımlar sayesinde seçilen hammadde ve tasarımları geliştiren HOYA, kişiye özel cam üretiminde dünyanın lider markalarından biri.’ diyor.

25 Ağustos 2019 Pazar

Remote Desktop Services RCE Remote Code Execution (RCE) vulnerability CVE-2019-0708


Merhaba,



Windows Server 2008 R2, Windows Server 2008, Windows 7 ve öncesi işletim sistemlerini etkileyen kritik bir RDP zaafiyeti nedeni ile bir an önce eski veya yeni işletim sistemlerinin güncellenmesi gerekmektedir.
RDP erişimlerinin Public erişimlere kapatılması kullanılması gerekiyor ise IP policy veya VPN servisleri üzerinden erişime açılması en doğru çözümdür.