Sayfalar

31 Ağustos 2019 Cumartesi

TUNGSTEN-VOLFRAM NEDİR ?


Tungsten bir metal çeşidi olup, ergime sıcaklığı 3422 °C’dir. Bu ergime sıcaklığı ile birlikte tungsten en yüksek ergime sıcaklığına sahip metal ünvanını elinde bulundurmaktadır. Adını İsveççe’den almaktadır. İsveç’te anlamı ” Güçlü-Ağır Taş ” anlamına gelir. Tungsten, genellikle volfram olarak da anılmaktadır. Bu nedenle simgesi ” W ” ile gösterilmektedir. İsmini en yaygın bulunan mineralinden almaktadır. ( Volframit ) İlk olarak Dünya’da 18.yy’ın sonralarına doğru keşfedilmiştir.
Sahip olduğu ekstrem özelliği sayesinde, yüksek sıcaklık uygulamalarının vazgeçilmez metali olarak karşımıza çıkmaktadır.  Güçlü bağ yapısı sayesinde zor koşullarda kullanılmak için üretilmektedir. Güçlü bağ yapısı ” Kovalent Bağ ” ile sağlanmaktadır.
Konu ile ilgili Britannica makalesi için bu bağlantıyı inceleyebilirsiniz.

TUNGSTEN-VOLFRAM ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?

Bu ilginç metalin özelliklerine baktığımızda, ilk olarak karşımıza çıkan özelliği yoğunluğunun fazla olmasıdır. 19.3 g/cm3 yoğunluğa sahip bir metaldir. Bu yoğunluk Altın, Uranyum ve Kurşun ile kıyaslandığında yine yaklaşık 1.7 kat fazladır. Standart atomik ağırlığı 183 olan Tungsten, atom numarası 74’tür. Periyodik tabloya bakıldığında 6. Grup ve 6. Periyotta bulunan volfram, D Bloğundaki ” Geçiş Metalleri “ sınıfına girmektedir.
Oda sıcaklığında doğal olarak katı özellik gösteren tungsten, bilinen en yüksek ergime sıcaklığına sahip metaldir. Kristal yapısı incelendiğinde Hacim Merkezli Kübik ( HMK ) sisteme sahip olması neden ile plastik şekil verme özellikleri kötüdür. Daha önceki yazılarımızdan da hatırlayacağınız üzere, yapısı YMK – Yüzey Merkezli Kübik olan metaller, daha fazla kayma düzlemlerine sahip olduğu için plastik şekil verme işlemleri daha az güçle yapılabilmekteydi. Ancak; YMK – Yüzey Merkezli Kübik sistemlerde kayma düzlemleri daha az olduğu için, şekil verilebilme kabiliyetleri düşüktür.

DIŞ GÖRÜNÜM VE ÜRETİMİ


Dış görünüşüne bakıldığında, diğer bir çok metalden ayırt edici bir görüntüye sahip değildir. Gri-Beyaz bir renge sahiptir. Asıl ayırt edici özelliği sahip olduğu ağırlıktır. Ergitme yöntemi ile üretimi çok maliyetli olacağı için genellikle sinterleme yöntemi ile üretilmektedir. Çünkü Demir ile kıyaslandığında yaklaşık 2 katı gibi bir ergime sıcaklığına sahiptir.

DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

Bilinen bir diğer özelliği ise, saf hali ile bilinen en yüksek çekme dayanımınasahip metal oluşudur. Bu özelliği, tungsten – volfram ‘ın şekil verilebilme özelliğinin kötü olduğunun kanıtıdır. Alaşım elementi olarak çelik ile beraber kullanıldığında, çeliğin tokluk özelliklerini arttırmaktadır.
En yüksek ergime sıcaklığı ve çekme dayanımına sahip olduğunu bildiğimiz tungsten ‘in bir diğer özelliği ise sıcaklık ile birlikte genleşmesinin minimum olmasıdır. Yani, sıcaklık uygulandığında uzaması çok düşüktür. Hatta bu katsayısı en düşük olan metal grubundadır.

TUNGSTEN NEREDE KULLANILIR ?

Bir kaynak mühendisi olarak, Tungsten ya da Volfram kelimesini duyduğumuzda aklımıza ilk olarak TIG ( Argon Kaynağı ) gelmektedir. Argon kaynağı makalemizde bu konu ile ilgili bahsetmiştik. Ancak; kısa olarak bahsetmek gerekirse;
TIG Kaynağı yönteminde, yöntem ismini Tungsten’den almaktadır. Tungsten – Inert – Gas kelimelerinin baş harfleri TIG kısaltmasını oluşturmaktadır. Bu kaynak yönteminde inert gaz, yani reaksiyona girmeyen gazlar kullanılmaktadır. Örnek olarak Argon ya da Helyum gazları. Elektrod olarak da Tungsten – Volfram kullanılmaktadır.
tungsten-volfram
Tungsten Elektrod
TIG Kaynağında kullanılan elektrod yukarıdaki fotoğraftan da görüleceği üzere ucu sivri gözüken tungsten – volfram elektrodtur. Bu kaynak yönteminde volfram kullanılmasının temel nedeni, yöntem itibari ile erimeyen elektrod seçilme zorunluluğudur. Diğer elektrik kaynak yöntemlerinden farklı olarak, TIG kaynağında erimeyen bir elektrod gerekmektedir. Sıcaklıkların çok yüksek değerlere çıktığı bu kaynak yönteminde, volfram elektrod erimeden, kaynak yapılacak malzemeyi eriterek kaynak işlemini gerçekleştirilir. İhtiyaç duyulması halinde ilave metal de kaynak banyosuna ilave edilebilmektedir.

TUNGSTEN – VOLFRAM KARBÜR ALAŞIMLARI

Toplam tungsten tüketiminin yaklaşık olarak % 60’ını tek başına kapsayan tungsten karbür alaşımları bilinen en yüksek sertliğe sahip karbür alaşımları arasında yer almaktadır. Bu alaşımlar sahip olduğu yüksek ergime sıcaklığı ve aşırı yüksek sertlikleri nedeniyle kesici ve delici takımlarda kullanılmaktadır. Kullanıldığı bazı yerler ;
  • Bıçaklar
  • Kesici Takımlar
  • Matkap Uçları
  • Daire Testereler
  • Şerit Testereler vb.
Özellikle madencilik ve ağır sanayi koşullarında sahip oldukları yüksek aşınmadayanımları nedeniyle tercih edilmektedirler. Saf hali ile volfram-karbür bazı uygulamalarda aşırı sert ve doğal olarak kırılgan olabilmektedir. Bu özelliği nedeniyle, alaşım içerisine titanyum eklenebilir. Titanyum eklenmesi ile kesici takımlar darbe dayancı da kazanırlar. Böylelikle ömürleri de artmış olur. Yüksek sertliği nedeniyle kullanımı çok fazla olmasına rağmen, kimyasal olarak asitlere dayanımı çok iyi değildir. Özellikle hidroklorik asit ve nitrik asit çözeltilerinde çözülebilirler.
Ayrıca kuyumculuk sektöründe yüzük imalatında da kullanılmaktadırlar. Aşağıdaki fotoğrafta volfram karbürden yapılmış bir yüzüğün fotoğrafını görebilirsiniz. Bu gibi uygulamalarda kullanılmasında, tungstenin korozyondayancının iyi olması en büyük etkendir.
Tungsten Karbür Yüzük
Tungsten Karbür Yüzük

ELEKTRİK – ELEKTRONİK UYGULAMALARI

Tungstenin bir diğer kullanım alanı hepimizin yakından bildiği halojen ampüllerin içerisindeki teldir. Bu tele filaman denmektedir. Aşağıdaki fotoğrafta görülen ve akkor hale gelmiş olan tel, tungstendir. Bu ampüllerin içerisindeki hava boşaltılmıştır ve argon gazı doldurulmuştur. Hava boşaltılmasındaki temel amaç, telin yanmamasıdır. Argon gazı konmasındaki amaç ise, tungstenin zarar görmemesi içindir.
Akkor telli lambaların içerisine dikkat ile bakıldığında, tungsten telin bir ” Burgu ” hali ile sarıldığı ve ampül içerisine konulduğu görülmektedir. Bunun temel amacı; direnci arttırmak ve telin daha fazla ısınmasını sağlamaktır. Daha fazla ısınan tel, etrafa daha fazla ışık saçacaktır.
Halojen Ampül
Halojen Ampül
Sahip olduğu yüksek ergime sıcaklığı sayesinde bu tip uygulamalarda rahatlıkla kullanılabilmektedir. Çünkü yüksek sıcaklığa çıkıldığında kullanılan tel herhangi bir deformasyona uğramamalı ve uzun süre stabil bir şekilde kullanılabilmelidir. Bir diğer örnek olarak katot ışın tüpleri ve vakum tüplerinde de kullanılmaktadır. Aşağıdaki fotoğrafta da vakum tüplerini görebilirsiniz. Bu cihazlarda kullanılan teller de tungstendir.
Vakum Tüpleri
Vakum Tüpleri
Kimyasal olarak tepkimeye girmemesi, yüksek sıcaklık dayanımı ve yüksek iletkenliği sayesinde elektron mikroskoplarındaki filamanlarda kullanılmaktadır. Ayrıca, yüksek enerjili radyasyondan korunmak amacı ile de kullanıldığı uygulamalar mevcuttur.
Elektron Mikroskobu Filamanı
Elektron Mikroskobu Filamanı
Volframa potasyum ilavesi yapıldığında şekil değiştirme konusunda daha stabil bir hal alacaktır. Yani şekil değiştirmeye karşı dayanımı artar. Böylece, yüksek sıcaklıklarda filamanların şekil bozukluğu yaşamamasını sağlar. Bu da, elektron mikroskoplarında sağlıklı görüntü elde edebilmek için önemlidir.

HAVACILIK VE UZAY ARAŞTIRMALARI

Havacılık ve uzay araştırmaları genellikle dönemin en üstün özelliklerine sahip malzeme gruplarının denenmesine olanak sağlamaktadır. Bu süreç, insanlık tarihinin her döneminde bu şekilde ilerlemiştir. Dönemin en ileri teknoloji malzemeleri o dönemin zorlu koşulları için denenmektedir.
Havacılık ve uzay endüstrisi, yüksek sıcaklıkta mukavemet gerektiren malzeme gruplarının kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Çünkü, genellikle en zorlu şartlarda kullanılan alaşımlar havacılık ve uzay sanayinde kullanılmaktadır. Örnek olarak türbin kanatları, roket nozulları yüksek sıcaklık ve zorlu mukavemet koşullarında çalışmaktadırlar. Yüksek sıcaklıklarda çalışması istenen çelik alaşımları belirli bir sıcaklıktan sonra kalıcı şekil değişikliğine uğrarlar. Bu istenmeyen bir durumdur. Bu nedenle, tungsten – volfram alaşımları bu tip uygulama alanlarında kullanılmaktadır. Çünkü, tungsten alaşımları yüksek sıcaklıklarda hiç bir metalin ulaşamadığı mukavemet değerlerine ulaşabilmektedirler.

DİĞER KULLANIM ALANLARI

  • Buji ( Yüksek Performans Bujileri )
  • Yay
  • Roket Bilimi ( Yüksek Sıcaklık Dayanımı Gerektiren Nozullarda )
  • Televizyon
  • Floresan Lambalar
  • Valfler
  • Zırh Yapımı

TUNGSTEN MİNERALLERİ

Yeryüzünde tungsten – volfram mineralleri 20’den fazla olmasına rağmen, en çok kullanılan ve işlenebilen 2 tip mineral mevcuttur. Bunlar;
  • Selit (CaWO4)
  • Volframit (MnWO4 veya FeWO4 )
Şelit, volframın kalsiyum ve oksijenle bileşik halinde bulunan haline verilen isimdir. Sarı – Kırık Beyaz renkleri bulunmaktadır. Kırılgan ve sert bir yapısı mevcuttur. Volframit ise, volframın Mangan ya da Demir ile birlikte yaptığı bileşiğe verilen isimdir. Bu mineralin rengi siyaha yakın olup, şelit’ten daha sert ve kırılgan bir yapıdadır.

DÜNYA’DA TUNGSTEN MADENCİLİĞİ

Tungsten madenciliği Dünya’da en fazla, Çin, Kanada ve Rusya’da yapılmaktadır. Ne yazık ki ülkemizde Tungsten madenciliği yapılmamaktadır. Tungsten madenleri ülkemizde Bursa, Çanakkale ve Niğde’de bulunmaktadır. Ancak; madencilik faaliyetlerinde kullanılmadığı için, Türkiye volframı ithal ederek kullanmak durumundadır.
Çin, Kanada ve Rusya’da, Dünya tungsten üretim ihtiyacının yaklaşık yarısı karşılanmaktadır. En çok tungsten metali kullanan ülkeler ise Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Almanya ve İngiltere’dir. Sanayi bakımından gelişmiş olan bu ülkeler Tungsten’i genellikle takım çeliklerinde alaşım elementi olarak kullanmaktadır. Çünkü volfram, en fazla takım çeliklerinde kullanılmaktadır.
Günümüzdeki kullanım oranı baz alındığında, Dünya’daki volfram ihtiyacını 50 yıl karşılayacak tungsten rezervi Dünya’da bulunmaktadır. Yıllık tungsten üretimi yaklaşık olarak 50.000 ton olarak belirlenmiştir.


30 Ağustos 2019 Cuma

BOR KARBÜR NEDİR ?


Bor karbür, kimyasal simgesi B4C olan, çok yüksek sertlik değerine sahip olan seramik esaslı ve kovalent bağlı bir malzeme çeşididir. Manyetik değildir. Mıknatıs tutmaz. Bor karbür, sahip olduğu yüksek sertlik nedeniyle sayısız uygulamada kullanılmaktadır. Ancak; bu uygulamaların en başında savunma ve nükleer sanayi gelmektedir. Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi, temelde 4 adet Bor atomuna, 1 adet Karbon atomu bağlanması ile elde edilmektedir.
Konu ile ilgili Britannica makalesi için bu bağlantıyı inceleyebilirsiniz.
bor karbür kristal yapısı
Bor Karbür Kristal Yapısı
Bor karbür, kübik bor nitrür ve elmas ile birlikte, bilinen en sert malzemeler arasındadır. Sertlik değeri Kübik Bor Nitrür ve Elmastan sonra gelmektedir. Sertlik değeri Mohs Sertlik Skalasına göre 9-10 arasındadır. Bu özelliğinden dolayı da takma ismi ” Kara Elmas ” tır. Sertlik değerinin çok yüksek olmasının yanında yoğunluğunun 2.52 g/cm3 olması da, hafiflik anlamında büyük avantaj sağlamaktadır. Bildiğiniz üzere, malzemelerdeki hafiflik özelliği günümüzde çok önemlidir. Özellikle giyilebilen zırh tasarımlarında, zırfların bor karbür malzemelerden yapılması, zırhı giyen kişi açısından çok önemlidir. Ya da, zırh uygulamasının yapılacağı ürün eğer bir uçak ya da helikopter ise, hafiflik yakıt tasarrufu açısından hayati önem taşımaktadır.


MEKANİK ENERJİ NEDİR ? MEKANİK ENERJİ ÇEŞİTLERİ NELERDİR ?

Merhaba ;


Mekanik enerji sorusunu cevaplamak için aslında ilk olarak enerji kavramının ne olduğunu ve insanlık için neden bu kadar önemli olduğu kavramak gerekmektedir. Enerji, günümüzde mevcut kaynaklar ile tüketilmekte ve insanoğlu yeni enerji kaynaklarına yönelmektedir. Mekanik enerji, günlük hayatımızın neredeyse her alanında karşımıza çıkmaktadır. Bizim konumuz olan sanayi ve endüstride mekanik enerji, fabrikalarda iş yürütülebilmesi için gerekli temel enerji kaynağıdır.
Bu enerjileri elde edebilmek için doğadaki enerji kaynaklarından yararlanılmaktadır. Ancak; genellikle doğadaki bulunduğu hal ile enerjiler kullanılamaz. Bunları işe yarar enerjilere dönüştürebilmek için bir takım işlemlere gerek duyulmaktadır. Yani bu enerjileri bir taşıyıcı konuma getirmek gerekmektedir. Bu da, örnek olarak fosil yakıtlar, elektrik, buhar vb. şeklinde olmaktadır. Bu ara forma geldikten sonra, istenilen mekanik enerji için kullanılabilmektedir. Mekanik enerji vasıtası ile yapılan işe mekanik iş denilmektedir.
Konu ile ilgili faydalı bir makale için bu bağlantıyı inceleyebilirsiniz.

MEKANİK ENERJİ VE MEKANİK İŞ

Mekanik iş yapılabilmesi için ortamda bir hareket olması gerekmektedir. Bir nesnenin bir yerden başka bir yere götürülmesi bir iştir ve bu iş ancak enerji ile yapılabilir. Herhangi bir eşyanın bir yere çıkarılması, otomobil, uçak ya da benzeri bir taşıtın bir yerden başka bir yere götürülmesi yine fizik ve mühendislikte ” İş ” olarak isimlendirilir. Mühendislikte de, herhangi bir parçanın dövme ile şekillendirilmesi, ya da tornalama ile şekillendirilmesi de iş olarak kabul edilmektedir. Mekanik iş denildiğinde, bu kavram gözle görülebilmektedir ve ancak hareket ile olur. Hareket doğrusal olduğu gibi, dairesel biçimde de karşımıza çıkmaktadır. Örnek olarak matkap ile dairesel hareket verilen uç, iş parçası üzerinde bir delik açmaktadır. Bu da ” Mekanik İş ” olarak kabul edilmektedir.

KUVVET VE HAREKET

Bir nesnenin bir yerden başka bir yere götürülmesi fizikte ” Hareket ” olarak adlandırılır. Hareket olayının olabilmesi için de bir ” Kuvvet “ gerekmektedir. Burada Newton’un ilk yasası akıllara gelmelidir. Bir cisim herhangi bir başka kuvvet tarafından etki edilmedikçe mevcut halini korumak istemektedir. Örnek verecek olursak, eğer bir cisim duruyor ise ve dışarıdan herhangi bir kuvvet etki etmedikçe durmaya devam eder. Ya da eğer bir cisim hareket halinde ise, dış bir kuvvet tarafından etki edilmedikçe hareket etmeye devam etmelidir. Ancak burada unutulmaması gereken olay, sürtünme kuvvetinin ihmal edilmesidir. Sürtünme kuvveti bir dış kuvvet olarak düşünülür ise, hareket eden bir cisim sürtünmeli bir ortamda durmaya zorlanacaktır. Ancak; teorik olarak sürtünmesiz bir ortamda bir cisim hareket ediyor ise hareketine devam edecektir. Bu kanuna ” Eylemsizlik Yasası ” denmektedir.
Önceki paragrafta bahsettiğimiz sürtünme mukavemeti gerçek hayatta karşımıza hava direnci olarak da çıkmaktadır. Bir cisim hareket edebilmesi için önce statik sürtünmeyi daha sonra da dinamik sürtünmeyi aşması gerekmektedir. Sürtünme kuvveti aşılmaz ise hareket de söz konusu olamayacaktır.
İçten yanmalı motorlar ile ilgili makalemiz için bu bağlantıyı inceleyebilirsiniz.

NEWTON VE HAREKET KANUNLARI


Önceki başlığımızda Newton‘un 1. Yasasından bahsetmiştik. Bu başlığımızda ise 2. yasadan devam edeceğiz. Enerji olgusunu ve bu olgunun cisimlere ne gibi etkileri olduğunu kavrayabilmek için bu kanunları bilmekte fayda vardır.
Sadece mühendislikte değil, bir çoğumuzun lisede gördüğü fizik dersinden hatırlayacağı bir formül vardır. Bu formül şu şekildedir ;
F = M x a
Bu formülde F: Kuvvet,  M : Kütle, a : İvme olarak adlandırılmaktadır.
Bu formüle göre kuvvet, durağan bir cisimi harekete geçirebildiği gibi, hareket halinde olan bir cisimi de durdurabilir ya da hızını değiştirebilir. ( Arttırabilir ya da azaltabilir. ) Yani; bir cisim, kuvvet etkisi altındayken ivmesini değiştirebilir. Bu da etki eden kuvvetle doğru orantılı ancak; kütlesi ile ters orantılıdır.
Bu formülü biraz açarsak;
  • Bir cisime yeterli miktarda kuvvet uygulandığında ona ivme kazandırılmış olur. Kazandırılan bu ivme, uygulanan kuvvet ile doğru orantılıdır. Yani, kuvvet ne kadar büyük olur ise, cisime kazandırılan ivme de o oranda büyük olur. Ancak; formüle dikkat edilir ise, ivme, kütle ile ters orantılıdır. Yani, kuvvet uygulanan cisimin kütlesi ne kadar büyük olur ise, kazanacağı ivme de o oranda düşük olacaktır.
Son olarak Newton’un 3. Yasası olan ” Etki – Tepki ” ye bakacak olur isek, bir cisim başka bir cisime temas edip kuvvet uyguladığında, temas edilen cisim de aynı oranda ters bir tepki uygulayacaktır. Yani iki cisim arasında tek bir kuvvet yoktur. Her zaman çift kuvvet olacaktır. Buna da etki – tepki yasası denmektedir. Günümüzde kullanılan bir çok makina bu 3 kanuna göre çalışmaktadır. Bu temel kavramları bilmeden, mekanik enerji kavramı da açıklanamaz.

MEKANİK ENERJİ ÇEŞİTLERİ

Mekanik enerji, kinetik ve potansiyel enerji olarak 2 ayrı başlıkta incelenmektedir. Kinetik enerji, bir cisimin hareket halindeki enerjisi anlamına gelmektedir.
Kinetik Enerji
Kinetik Enerji
şeklinde formülize edilir. Burada M : Kütle, V : Hız‘dır.
Bu formüle göre, bir cisimin hızı ve kütlesi ne kadar büyük ise, kinetik enerjisi de o derecede büyük olacaktır. Ancak kinetik enerji hızın karesi ile doğru orantılıdır. Yani bir cisimin hızı 1 br. , kütlesi de 1 br. ise kinetik enerjisi 0.5 br olarak çıkmaktadır. Ancak; cisimin kütlesi sabit tutularak hızı 2 katına çıkartılır ise, kinetik enerji 2 br. olur. Yani toplamda 4 katına çıkartılmış olur.

POTANSİYEL ENERJİ NE ANLAMA GELİR ?

Potansiyel enerji, kinetik enerjiden farklı olarak yorumlanmaktadır. Bir cisim kinetik enerji uygulanarak belirli bir yüksekliğe çıkarılır ise, o cismin sahip olduğu kütle ve yükseklikten dolayı bir potansiyel enerjisi bulunmaktadır. Yani, cisim yeryüzünden belirli bir yükseklikte ise, mevcut olduğu ” Potansiyel Enerji” yi, tekrar yere düşerek kinetik enerjiye çevirebilmektedir.
Potansiyel Enerji : m x g x h . olarak ifade edilmektedir.
Burada m : Kütle, g : Yerçekimi ivmesi, h : Cisimin sahip olduğu yükseklik.
Formülde, g sabit olarak kabul edilir. ( 9.8 ). Kütle ve Yükseklik arttıkça, potansiyel enerji de aynı oranda artmaktadır. Mühendislikte potansiyel enerjiyi yaylar yardımı ile açıklayabiliriz. Örneğin bir yay ” F ” kuvveti ile sıkıştırıldığında yine bünyesinde bir potansiyel enerji barındırmaktadır. Yay sabit kaldığında ve önündeki cisimi ittirdiğinde de sahip olduğu ” Potansiyeli ” kinetik enerjiye dönüştürmüş olur.

29 Ağustos 2019 Perşembe

PERÇİN NEDİR ? KULLANIM ALANLARI NERELERDİR ?

Merhaba ;

Perçin en temel anlatım ile 2 ya da daha fazla parçayı birbirine bağlamak için kullanılan bir bağlantı elemanı olarak tanımlayabiliriz. Perçin, sökülemez bağlantılar yapar. Yani perçin kullanılan bağlantıların cıvata, saplama ve somun ile yapılan bağlantılardan farkı budur. Cıvata ve somun ile yapılan bağlantılar sonradan sökülebilirler. Özellikle çekme ve kesme gerilmelerine karşı dayanıklıdırlar.
Aşağıdaki videoda perçin bağlantısının genel olarak nasıl yapıldığı ile ilgili bir video bulabilirsiniz. Bu videoda kullanılan perçin tipi POP-Kör tiptir. Patentli bir üründür.


Hayatla Arandan Ekranı Çıkar Etkinliği

 Merhaba ;
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri teknoloji bağımlılığı farkındalığını artırmak amacıyla “Hayatla Arandan Ekranı Çıkar” etkinliğini düzenledi.
Hayatımızın önemli bir bölümünü işgal eden ekranlarla ilgili aşırı kullanıma dikkat çekmek üzere 2 Mayıs Perşembe günü Üsküdar Üniversitesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlenen etkinlik öğrencilerden ilgi gördü.Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Şaha Burcu Baygül Özpınar’ın verdiği Etkinlik Yönetimi dersi kapsamında gerçekleştirilen etkinliğe Teknoloji Editörü ve Sunucu Cem Sünbül ile Dijital İletişim Direktörü Hamza Şamlıoğlu konuşmacı olarak katıldı.
Birçok farklı bölümden akademik personel ile öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik ile teknoloji bağımlılığı kapsamında teknolojinin yararlı ve zararlı kullanımına yönelik farkındalık yaratmak ve gençlerin bu önemli konuda bilgilendirilerek, dikkatlerinin çekilmesi hedeflendi.  
Etkinlikte ilk konuşmayı gerçekleştiren Cem Sünbül, kendi deneyimlerinden, başarılarından, yaptığı işlerden bahsederken aynı zamanda teknolojinin hayatımızda büyük bir yer edindiğini ve başarılarındaki teknoloji zeminli girişimlerini anlattı. Teknolojiyi doğru kullanmasının getirdiği olumlu sonuçların kariyerinin şekillenmesini ve özel hayatında önemli gelişmeler kaydetmesini sağladığını öğrenciler ile paylaştı.
Bir sunum eşliğinde konuşmasını gerçekleştiren Hamza Şamlıoğlu’nun konuşmasını katılımcılar ilgiyle izledi. Şamlıoğlu, içerisinde teorik bilgilerin de yer aldığı sunumunda teknoloji bağımlılığına dair tanımları, oranları, bağımlılığın belirtilerini ele aldı. Oranlardan bahsederken teknolojinin gelişmesiyle günümüzde sık kullanılan sosyal medya mecralarını da bağımlılık yönünden değerlendirip, teknolojinin iyi ve kötü kullanımına göre yarattığı sonuçlar ile karşılaşacağımız durumların neler olduğunu ele alarak, günlük hayattan örnekler verip katılımcıların da bağımlı olup olmadıklarını sorgulamalarını ve böylelikle farkındalık yaratmayı sağladı.
Etkinlik, sonunda konuşmacılara teşekkür belgesi verilip, çalışmanın bir parçası olarak tasarlanan ve üzerinde teknoloji bağımlılığına ait özel bir görselin bulunduğu kitap ayraçları konuklara ve katılımcılara dağıtıldı. Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekimiyle son buldu.


28 Ağustos 2019 Çarşamba

Hava Yolu Şirketleri Bilet Fiyatlarını Nasıl Belirliyor?

    Merhaba ;

Hava yolu şirketlerinin uçak biletlerini satarken uygulamış oldukları stratejiler günümüz internet dünyası sayesinde kocaman birer komplo teorisi haline gelmiş. Birçok platformda da gördüğüm kadarı ile hava yolu şirketlerinin bilet fiyatlarını nasıl fiyatlandırdıkları konusunda spekülasyonlar da görmeniz mümkün. Hatta internette “nasıl ucuz uçak bileti bulabilirim?”, “ucuz uçak bileti için 10 formül”, “ucuz uçak bileti almak için yapmanız gerekenler” şeklinde makaleler de gün geçtikçe popüler bir hale gelmiş makaleler de sıkça karşınıza çıkıyordur.
Fiyat Politikaları;
Birçok yerde haftanın belli bir gününde bilet fiyatlarının düştüğü görebilirsiniz. Ya da hava yolu firmalarının uçuştan hemen önce son dakika indirimlerde bulunduğu da görülmektedir. Bunların yanı sıra VPN kullanırken ucuz uçak bileti bulmak, çerezleri silmek, 30-40 dakika sonra tekrar kontrol etmek bile bilet fiyatlarını değiştirdiğine şahit oluruz.
Bakalım mı, bu şehir efsaneleri nereden çıkıyor?
Şehir efsanesi diyorum! Çünkü incelediğim ve araştırdığım kadarı ile mantık ortak işliyor. Bu mantığı doğru uyguladığınız zaman (Cookie silerek tarayıcı ön belleğini temizlemek, iki saat sonra denemek gibi gibi) aynı mantığın ortaya çıkarttığı doğru sonuçlar arasında sıralayabiliriz. Beraberinde de doğal olarak bu efsaneleri doğruyor.
Ancak bunlar her ne kadar işe yarasa da temeldeki mantığın ve fiyatlandırma politikasını yansıtmamaktadır. Aslında ortaya çıkan tesadüflerin tekrarlanması olarak görülebilir.
Doğal olarak da bu yöntemleri her denediğinizde indirim alamazsınız! Onlarca kez deneyip, birkaç kez indirim kapan şanslı arkadaşların yazdıkları doğrudur. Ancak yöntemden değil, algoritmaya bir şekilde uymaları sebebiyledir. Aksi takdirde herkes bu yöntemleri dener ve her seferinde ucuz bilet alırdı. Ancak bazı arkadaşlar bu tarz yorumlar yapanlara… “Denedim ama bir türlü ucuza bilet bulamadım” şeklinde dönüşler de yapmıştır. Tabi şanslı olup 200TL’lik bileti 60TL’ye kapan adam da ekşi sözlükten tutun da forumlar kadar her yerde bunun havasını attığı için, yöntemler inandırıcı olmaya devam etmektedir.
Bilet fiyatlarını ucuza alabilmek için hafta içi veya hafta sonu almak her zaman işe yaramayacaktır. Çünkü bu fiyat politikasına hava yolu şirketleri kendi stratejilerine göre karar verirler. Haftanın belirli günleri de olabilir, herhangi bir günü de olabilir. Bu durum hava yolu şirketinin uçuşlarında uyguladığı gelir politikası ile de sürekli değişmektedir.
Birçok adımdan oluşan bilet alma işlemi sırasında da tarayıcı çerezleri olarak bildiğimiz (Cookies) yöntemi de bu durumu kesin olarak doğrulayamaz. Bunun yanı sıra bir o kadar da kişi bu yöntemi uygulamasına rağmen fiyatın düşmediğini söyler veya hiç sesini çıkarmadan “kesin bir şeyi yanlış yaptım” diye düşünmüştür.
Benim de başıma birçok defa geldi ve farklı fiyatlar gördüm! Kesin bir ibnelik var.
Yahu tatile çıkacağım. Uçak bileti bakıyorum bir çıkıyor bir iniyor karar veremedim! En sonunda paranoyak oldum arkadaş sabit bir fiyat neden yok? Beş dakika içerisinde bu fiyatlandırma nasıl oluyor da değişiyor? Kesin bir ibnelik var! Evet pis bir şey var (biz tüketicilere göre) amma ve lakin hizmet veren firmalara göre bunun adı dinamik fiyat politikasıdır! İbnelik var mı yok mu anlatayım…

Hava Yolu Şirketleri Bilet Fiyatlarını Nasıl Belirliyor?

Hava yolu şirketleri bilet fiyatlarında karışık algoritmalardan oluşan bir sistem kullanmaktadır. Yani öyle Cookie veya VPN ile çözülecek sistemler değildir. Ucuz bilet için bir yazılımcı arkadaşa VPN önerirseniz veya Cookie sildirirseniz, sizi döver :)
Bu algoritmalar özel olarak belirlenir ve yüzlerce farklı değişkene sahiptir. Zaman, kişi sayısı, boş koltuk sayısı, gelir modeli, marka stratejileri, pazarlama stratejileri, rakipler ve rekabet sadece ve sadece bu algoritmaları etkileyen birkaç unsurdur. Bu unsurları tek tek açıklamaya ve saymaya kalksak onlarca sayfa yazı yazabiliriz.
Ne sandınız Cookie silerek koskoca hava yolunun milyonlarca lira para yatırdığı ve onlarca kişi çalıştırarak oluşturduğu özel algoritmaları devre dışı bırakacağınızı mı?
Çünkü Cookie silmek değil, algoritmayı anlamak gerekir. Yeri gelir VPN kullanırsınız yeri gelir Cookie silersiniz, yeri gelir son dakika alırsınız veya altı ay sonrasındaki uçuşu seçersiniz. Bir tanesi muhakkak ki size ucuz uçak bileti aldırmıştır. Ancak bunun sebebi algoritmanın ve pazarlama stratejilerinin siz bilet alırken denk gelmesinden başka bir şey değildir. Bu yüzden burnunuza pis kokular gelebilir… Doğaldır insanız böyle şeyler düşünebiliriz. NSA bizi izliyor! iPhone’lar parmak izlerimizi alıyor :)

En Ucuz Uçak Bileti Fiyatı Zamanlaması!

Hava yolu şirketinin kişi başı maliyetinin en düşük olduğu zaman uçağın en dolu olduğu zamandır.
En ucuz uçak bileti fiyatı; bir yolcunun hava yolu şirketine kişi başı maliyetinin en düşük olduğu zaman diliminde yani uçağın %90 ve üzeri dolu olduğu zaman satılır. Bunun hafta içi veya hafta sonu ile alakası yoktur. Hafta sonları elbette daha çok talep vardır ve arz sabit kalacağı için fiyatlar yüksekten açılır. Ancak hava yolu şirketi kişi başı maliyeti geçtiyse ve biletlerinin %90’ını sattıysa, uçağın %10’nu boşken uçak kaldırmak yerine size son dakika veya hafta sonu indirimi yapabilir.
Veyahut THY gibi büyük şirketler marka algılarını “ucuz” kelimesi ile birlikte anılmasını istemezler uçağın yarısı boş bile kalkarlar! Bu da marka, kurum şirket politikasıdır.
Bu ve benzeri birçok şirket havayolu şirketleri bilet satmak için zamanla yarışmak zorundadır. 251 Pendik – Şişli Hattı Çift Katlı Otobüsdeğil ki boş kaldırasın, yolda doldurasın? Elbette hiçbir hava yolu şirketi uçağı doldurmak için zararına bilet satmaz! Hiçbir otobüs firması da satmaz. Gebze – Harem minibüsü bile ağzına kadar doldurmadan son durağa gitmiyor :)

Hiç Kimse Zarar Etmek İstemez. Hele ki Hava Yolu Şirketleri Hiç İstemez.

Minibüs ve otobüsleri bir kenara bırakırsak -ki onlarda sabit fiyat politikası uygulanır. Hava yolu şirketleri zamana ve yüzlerce değişkene bağlı olarak indirim yaparlar. Ancak bilet fiyatlarında belli bir yüzdenin altında indirim yapmayacağının altını çizmek istiyorum. Bu sebeple uçağı mümkün olduğunda dolu olarak kaldırmak isterler. Bu fiyat politikasına “dinamik fiyat politikası” denilir. Aynı zamanda hava yolu şirketleri arasındaki rekabetin kötüye kullanılmaması sebebiyle bizim bilmediğimiz bazı anlaşmalar da vardır. Bu anlaşmalar şirketler arasında yazılı veya yazısız olarak belirlenmiştir.
  • Arzın sabit olması, talebin yüksek olması her zaman fiyatları artırır.
  • Şirket politikaları fiyatı etkiler.
  • Ülkelere göre farklı fiyat politikaları veya indirimler kullanılabilir.
  • Hiçbir hava yolu şirketi zararına bilet satmaz.
  • Hava yolu şirketleri kâra geçtiği zaman ucuza bilet satarak uçağı doldururlar.
  • Son dakika fırsatçılığı popülerdir ve son birkaç koltuk her zaman son dakikada biletler pahalıya satılır.
Buraya kadar altı madde saydık;
Şunu da unutmamamız gerekiyor. bilet fiyatları uçuş hatlarının geçmiş verilerine göre de belirlenir. Mesela Ankara – İstanbul arası kış uçuşlarında fiyatlar önceki yılların uçuşlarına göre de belirlenir. Uçuşlar geçmişte kampanya yapsanız da yapmasanız da tam dolu olarak gerçekleşiyorsa ucuza uçak bileti bulmanız için firmanın kampanya yapması veya anormal bir durum olması gerekir.
Eğer o hat normal şartlar altında tam dolu gerçekleşirken satışlar beklenenin altına düşerse firma kampanya yaparak ucuz biletler koyar ve satışa olan ilgiyi artırmak için kullanabilirler.
Özellikle de düşük fiyat prensibi ile çalışan hava yolları birçok acenta ile çalışır. Bu acentalar ise farklı zamanlarda farklı yerlerde düşük fiyata aldıkları biletleri bizlere farklı lokasyonlarda farklı zamanlarda ucuza satabilir. Yani hava yolu şirketinde 100TL olan bileti, siz bir acentadan 90TL’ye kampanyalı olarak alabilirsiniz. Bu da doğal bir durumdur.
Evet tüm havayolu şirketleri tarayıcınıza ekledikleri kurabiyeler (Cookie) sayesinde farklı zamanlarda farklı fiyat politikası ile karşınıza çıkabilirler. Ancak bunun asıl nedeni farklıdır.
  • Bilet fiyatları uçuş verilerine göre düzenlenir.
  • Bilet fiyatlarını uçuş lokasyonları her zaman etkiler.
  • Uçuş için beklenen satışlar gerçekleşmediyse firma ucuza bilet satarak ilgiyi artırmak ister ve hareketlilik sağlar.
  • Acentalar genel olarak ucuza bilet alır bize de yerine göre ucuza satabilirler.
  • Erken bilet almak her zaman ucuza bilet alabilmenizi kolaylaştırır.

Hava Yolu Şirketlerinin Genel Algoritmaları

Bir sefer için satışların açıldığını ve o seferde 100 kişilik koltuk satılması gerektiğini düşünelim…
Varsayalım;
  1. Havayolu şirketi minimum başlangıç fiyatını geçmiş uçuşlar, lokasyon ve diğer unsurlara bağlı olarak belirler. Buna 100TL diyelim.
  2. 100 kişilik uçak için 100×100 = 10.000TL gelir modeli düşünülmüştür. Bu gelir modeli hesaplanırken maliyetleri karşılayacak şekilde ayarlanır.
  3. Beklenilen doluluk oranı ise önceden hesaplanmıştır ve %90 gibi bir orandır. Yani 100TL X 90 = 9.000TL uçuşun minimum satış durumudur. Burada da firmanın ek olarak 1.000TL kar ettiğini düşünelim. Yani toplam uçuş maliyeti 8.000TL’dir. Yani uçağın kalkması için bu fiyattan satılırsa en az %80 doluluk gerekiyor.
İşte maksimum karlılık için algoritmalar burada devreye giriyor!
  • Bilet satışa açıldığı zaman ilk 10 koltuk 100TL’den satışa çıkar.
  • İlk 10 koltuk satıldığı zaman 20. koltuk satılana kadar fiyat 130TL olur.
  • İlk 20 koltuk satıldığı zaman 30. koltuk satılana kadar fiyat 150TL olur.
  • İlk 30…
  • İlk 40…
  • …
  • …
  • Uçuşa bir kaç gün kala genel olarak koltukların %80’i satılmıştır ve beklenenin üstünde karlılıkla koltukları doldurmuş oluruz. Peki kalan boş koltuklar?
  • Sistem kalan 20 koltuğu doldurmak için son bir haftada kampanya başlatır ve 260TL’ye çıkmış olan bilet fiyatını bir anda 90TL’ye indirir. Aslında maliyet hesabında 100TL’nin altına satılmaması gerekiyordu. Ancak algoritma sayesinde maksimum karlılığa ulaşıldı ve maliyetler çoktan karşılandı. Hatta çabucak doldurmak için 70TL’ye indirebilir.
  • Kalan boş koltukları da ucuza satarak doldururlar. Siz ise bir gün önce 260TL’ye satılan bileti 70TL’ye satılırken alabilirsiniz.
Ya da Cookie kontrolü yapılır, daha önce firmanın web sitesine hiç girmemiş kişilerin karşısına 90TL fiyat çıkartılır. Yeni müşteri gözü ile bakılır, daha önce uçmamış gözü ile bakılabilir. Yeni müşteri kazanmak gibi farklı şirket politikalarına veya pazarlama stratejilerine kadar birçok noktada fiyat indirimine gidilebilir.
Ya da Türkiye dışından gelen ziyaretçilere bu kampanya yapılır ve siz VPN kullanırken düşük fiyat görebilirsiniz. Çünkü VPN ile ülke dışı lokasyondan bağlandığınız görülür.
Ya da firma baktı ki çatır çatır bilet satılıyor, fiyatları indirmek yerine artırabilir, bindirebilir.
Uçuşa bir gün kala 5 bilet kaldı ve insanların web sitesine giriş çıkışlarından, satılan biletlerden, mevsimden, daha önceki satışlardan bu koltukların da satılabileceğini görüp, algoritma fiyatı son 5 koltuk için 600TL’ye çıkartır.
Bu algoritmalar çalışırken siz…
  • VPN kullandığınız için indirim almazsınız! Algoritmaya o sırada uyum sağladığınız için ucuza bilet alırsınız.
  • Cookie sildiğiniz için değil, firmanın pazarlama stratejilerinden dolayı ucuza bilet alırsınız.
  • Ankara – İstanbul arası uçuşu Mardin’den bilet alarak değil, algoritma sayesinde ucuza alabilirsiniz.
Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz…

Bilet Fiyatını Etkileyen Teknik Durumlar!

Ne yaparsam yapayım hava yolu şirketinin web sayfasına her girişte fiyat artıyor. 45 dakika beklersem fiyat normale dönüyor?
Aynen ucuza bilet almanızın algoritmadan tutun da firma pazarlama stratejilerine kadar birçok etkeni varken… Pahalı bilet fiyatlarında teknik birçok etken vardır.
Bir havayolu şirketinin web sitesinden bilet alırken size bir PNR kodu tanımlanır. Bu PNR kodu bileti sepete alırken ödeme yaparken görülür ancak size daha işleme yeni başlamışken, yani ödeme bile yapmamışken size bir PNR kodu atanmış ve bir bilet satışmış gibi düşünülür.
Yukarıda basit bir algoritma çizdik, ne demiştik?
  • İlk 10 bilet 100TL
  • İkinci 10 bilet 130TL
  • Üçüncü 10 bilet 150TL
  • ….
Web sitesine girdiniz popüler bir bilet satış zamanında girdiğinizi düşünelim, insanlar sizin gibi bilet alıyor. Aynı zaman diliminde birkaç kişi ile birlikte bilet aldığınızı düşünün…
İlk 10 bilet satıldı ve onlarca etken sonucunda bilet fiyatı 130TL’ye çıkmış durumda… Siz bilet aşamalarına başlarken 81 koltuk boştu ve bir tanesi size PNR kodu atandığı için size daha bileti alma adımına gelmemenize rağmen sistem 80 koltuk kaldığını gösterir! Size bilet alsanız da almasanız da 30 dakika için bir PRN kodu yani bir koltuk size revize edilmiştir. Bu sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Fiyatı 130TL olarak gördünüz ve işlemden vazgeçip çıktınız. Beş dakika sonra tekrar web sitesine girdiniz ve bilet adımlarına başladığınız zaman (size daha önce bir koltuk sistem tarafından bilet almasanız dahi atanmıştı ve bol koltuk sayısı 80 olarak görülüyordu. 30 dakika geçmeden tekrar gelip aynı işlemi yapıyorsunuz ve koltuk sayısı 79’a düştü. Yani bir üst fiyata çıktı.) size bilet fiyatı algoritmadan dolayı 150 TL olarak gösterilir!
Siz ve sizin gibi 10 kişi bileti almadan çıktı. Aradan 45 dakika geçti tekrar web sitesine girdiğiniz zaman fiyat 100TL’ye dönecektir. Siz de…
Ulan siteye 2 kere girdik fiyat önce 150TL’ye çıkmıştı. Almadım 45 dakika bekledim, Cookie sildim, VPN açtım. Siteye tekrar girdim fiyat 100TL! Hemen bileti satın aldım…
Hayır bu bir indirim değil! Bu bir ucuza bilet alma yöntemi de değil! Bunun sebebi boş koltuk sayısına göre yapılan fiyat algoritmasıdır. Siz satın almadınız, sizin gibi birkaç kişi daha siteye girdi ama satın almadan çıktı. Mesela ben! Dört kişilik bir aileyiz ve bilet alırken 4 kişi olarak rezervasyona başlıyorum. Çoğu zamanda almadan çıkıyorum. Koltuk sayısı eski haline döndü, sitem 91 koltuğu boş olarak görüyor ve algoritma başa dönerek size fiyatı 100TL gösterecektir.
Bu durumun asıl sebebi Cookie veya VPN değildir. Bu tamamen algoritma kaynaklı bir durumdur.
Bir de tam tersini düşünün…
Havayolu firmasının web sitesine girdiniz. Sizinle birlikte popüler bir zaman diliminde olduğunuz için 5 kişi daha girmiş ve üçer bilet rezerve etmiş durumda… İlk girenler birinci algoritmadan faydalanacak, sizde ilk girenlerdensiniz. Bileti almadan çıktınız, ancak diğer kişiler biletlerini satın aldılar. Web sitesine 1 saat değil 3 saat sonra da girseniz, VPN’ de açsanız, Cookie’de silseniz sonuç değişmeyecektir. Son durumda 15 bilet satılmıştır ve size fiyat 130TL olarak görülür.
Birinci segment (ilk 10 koltuk), ikinci segment veya üçüncü segment arasındaki fiyat farkı ise petrol fiyatlarından tutun da piyasa şartlarına kadar birçok etkenden etkilenir. Kampanyalarda elbette ki ucuza bilet alabilirsiniz. Ancak yüzlerce etken varken siz kalkıp, Cookie sildim, VPN açtım diye ucuza uçak bileti almış olmazsınız. Bazen segmentler arası fark çok yüksektir. Bazen birbirine yakın seyreder. Ancak işin pis tarafı satılan veya revize edilen koltuk sayısı ve diğer etkenler ile alakalıdır.
  • Segmentler arasındaki etkenler
  • Fiyat Algoritmaları
  • Revize edilen koltuklar
  • Petrol fiyatları, kampanyalar, diğer stratejiler…
Özetleyecek olursak, sizin bilet alacağınızı uçak firmaları veya hava yolu firmaları çok iyi bilir! Fiyatı belirlerken onlarca hatta yüzlerce değişkenden faydalanırlar. Kimi etkenler kendi ellerindedir, kimi etkenler piyasa şartlarına göre ortaya çıkar. Talebin artışına göre paşa paşa pahalı bilet alırsın, kampanyayı yakalayıp ucuza da bilet alabilirsiniz.
Doğal olarak hurafeleri bir kenara bırakıp ucuz bilet için algoritmayı etkenleri düşünmenizi tavsiye ederim. Hoş tüm algoritmaları bilmek imkansızdır. Birçok piyasa koşulunu da bilemeyiz. Ancak biletin ne zaman ucuz olacağı, ne zaman pahalı olabileceği az çok tahmin edilebilir durumdadır. Diğer yandan tur fiyatlarını kontrol etmek, acentaları incelemek, gidiş dönüş bakmak, üç kişi yerine fiyat için önce 1 kişi fiyatını incelemek gibi gibi birçok yöntem de doğru olacağı için beraberinde hurafeleri getirir. Kısacası hurafelerle değil, doğru mantıkla ilerleyin :)